Malum, Filipin Kraliçesi Imelda Marcos'un 5000 çift ayakkabısı olduğu söylenir. Bizim derdimiz onun yüzde biri için bile değil.
Ayakkabı için detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler linki tıklayabilir.
Av. Ali Kahya'nın şahsi web günlüğü. Geziler, düşünceler, siyaset, hukuk, aklıma ne gelirse 2005'ten bu yana yazıyorum.

Düşünsenize, canlı yayın araçları Ankara ve İstanbul'da iş olmadığından mesela Erciyes dağına tırmanan 3 profosyonel dağcıdan haber alınamamasından dolayı Kayseri'ye konuşlandıklarını ya da yeşil/çevreci örgütlerin Antalya'da yaptıkları orman yangınlarına yönelik toplantılarını izlemek amacı ile Antalya'ya konuşlandıklarını veya Güneydoğu'daki susuzluktan dolayı tarım alanlarındaki verimsizliği yerinde gözlemleyip kamu oyuna duyurmak için Diyarbakır'a gidildiğini...
Bugün "dinleniyoruz" feryatlarını dinledik. Dinlenmeyen kim var Allah aşkına? Teknolojinin geldiği son noktada isteyen istediğini istediği şekilde dinleyebiliyor.------------------------------------
Bu zamana kadar bana zincir e-posta gönderen tüm dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;
Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldığı öğrendiğim kolayı içemez oldum.
Aids virüsü taşıyan iğneler kıçıma batar korkusuyla sinemaya gidemez oldum.
Deodorantlar kanser yapıyor diye sayelerinde artık bir domuz gibi kokmaya başladım.
Telefon hattımı kullanıp bana borç takarlar korkusuyla telefonlara da cevap vermiyorum.
İçinden fare ya da fare zehiri çıkar diye hiçbir kutu içeceği içmiyorum.
Çok sevdiğim içkime ilaç koyup beni uyuturlar,organlarımı çalarlar ve buz dolu bir küvetin içinde uyanırım diye bana yaklaşanları da tersliyorum.
Neyim var neyim yoksa satıp hastanede yatan ve büyük ihtimalle ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.
Mail listesine katılırsam alacağım söylenen para, bilgisayar, cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
Tuz Gölü'ne Konya'nın katkılarından dolayı yemeklerim tuzsuz tatsız.
Msn paralı olacak; adam yeşerecek mi,sararacak mı beklemekten de gına geldi.
Excel hala ne zaman emekli olacağımızı da bildirmedi.
Bir maili forward etmedim, başıma ne belalar gelecek diye korkuyla beklemekten ruh sağlığımı da kaybettim.
Multipl skleroz olunuyormuş diye diyet ürünleri düşmanıma bile tavsiye etmiyorum.
Yerli malı kullanacağım derken marketlerde barkodu 869 ile başlayan ürünleri aramaktan da gözlerimin biraz daha bozulduğunu farkettim.
Sevgili dost ve arkadaşlarımdan gelen; 'lütfen okuyunuz', 'çok önemli', 'aman virüse dikkat', 'bilmem kim para dağıtıyor', 'en az beş kişiye yolla', 'inanmadım ama doğruymuş', 'kişiliğini test et', 'tıkla para yolla, tıkla yardım et', 'bilmemkim seni gözetliyor', 'bilmem kime mail at, haddini bildir', 'onu yeme bunu ye' şeklinde başlayan kerameti kendinden menkul, nev'i şahsına münhasır bu mailler sayesinde hep beraber 'kafayı çizme'ye ne kadar yakın olduğumuzu da müşahade etmiş oldum.
ŞİMDİ: Eğer bu maili 60 saniye içinde 1200 kişiye göndermezsen; Bilesin ki bir kuş sabah akşam kafana pisleyecek ve hayatı sana dar edecektir.
Bir dost...
İşte gerçek esnaf ahlakından bir örnek; "Her yere Güllüoğlu açıyorsunuz, başkalarının ekmeğine mani olmak var mı? Öteki baklavacılar ne olacak? Böyle büyümeye son verin."
Türkiye gerçekten enteresan bir ülke. Bunun çok örnekleri var ama benim hemen her gün yaşadığım bir örneğini anlatayım;
Ben olsam bu girişi umumi giriş kapısı yapardım çünkü adliyeler aynı zamanda devletin gücünü göstermesi bakımından önemlidir. O girişin bu gücü gösteren bir işlevi olurdu en azından. Neyse taktir büyüklerin... İkinci kapıdan vatandaşlarımız giriyor. Üçüncü bir kapıdan da avukatlara kapı açmışlar. Kapı "aslında avukatlar girmeseler de olur ama ne yapalım işte, sistem..." der gibi binanın bir ucunda. Bu her üç kapıda da x-ray cihazları var. Son olarak da bina altına yapılan otoparktan giriş yapılmış. Fakat şimdi sıkı durun, bu otoparka sadece adliye personeli girebiliyor. Mesela hakim ve savcılar ya da adliyenin müstahdemi (müstahdemde araba olur mu demeyin, olur elbet!) Bu otopark sadece onlar için. Mesela bir avukat duruşmaya yetişmek için koşturdu ve diğer açık otoparkta yer bulamadı aracı için, alttaki otoparka giremez, neden? Yer olmadığından mı dediniz, hayır, güvenlik nedeni ile. Eee, artık hakim öldüren meslektaşımız da var nasıl olsa, bahane de hazır. Fakat mübaşir veya müstahdemin hakim öldürdüğü duyulmuş mudur? Onlar girebilir. Devletimizin memurlarına her daim güven esastır.
Birkaç gün önce bir tüketicinin Telekom’a açtığı dava (denilse de dava değil) ile ödediği sabit ücretleri geri aldığı yazıldı çizildi. Ancak Telekom yapılan bu haberler karşısında zor duruma düştüğünü anlayıp bir açıklama yapmış. Açıklamasında kısaca Tüketici Sorunları Hakem Heyet(ler)inin mahkeme niteliği taşımadığını, bunun da Anayasa Mahkemesince verilmiş bir karardan kaynaklandığını belirtmiş.