Tadil-i erkan ile namaz

Küçüklüğümde ilçe merkezinde otururduk ama yaz aylarında hava değişikliği olsun diye köyümüzdeki evimize giderdik ve yaz mevsimini, tatil aylarını orada geçirirdik.

İşte Ahmet. Sakallı olan da babam.
Bugün cuma namazı için camiye gittiğimde geldi aklıma, küçüklüğümün köy hayatı. Neden derseniz, etrafımda yanımda yönümde namaz kılan ne kadar insan varsa neredeyse istisnasız hepsinin -buna muhtemelen ben de dahilimdir- bizim köydeki akli dengesi pek de yerinde olmayan Ahmet gibi namaz kılmasıydı. Ahmet namazı bizim köy ahalisinin tabiri ile kertiş (kertenkelenin halk dilindeki karşılığı) gibi kılıyordu. Yani; "eğil eğil kalk, kabul eden Hak." Yine fıkhi tabiri ile tadil-i erkana uyulmaksızın kılınan namaz...

Oysa bizim köyde namaz kılan Ahmet haricindeki köylü amcaların namaz kılma şekilleri geldi aklıma da; ya onlarınki başka bir şeydi, ya da bizim kıldığımız namaz değil... Hoş, İstanbul'da ve artık bir çok şehirde insanlara vakit yetmiyor. Bu nedenle her şey hızlandı. Elbette hızlananların en başında -haşa- zait bir görev olarak algıladığımız namaz ve sair dini vazifelerimiz geldi. 30 yıl önceki şehir bile değil, bir köydeki insanların vakit bolluğu namaz kılmalarında da elbette etkilidir ama salt bu sebebe indirgemek de onlara ve kıldıkları namaza, eda ettikleri ibadetlere saygısızlık olur.

Allah bizlere de 30 yıl önceki o köylü amcalarımızın kıldığı namaz gibi namazlar kılmayı nasip etsin.

Chrome tarayıcısında bulanık yazı problemi

Bilgisayar başına oturuyorsunuz, işinizi yaparken kafanızda size sürekli rahatsızlık veren bir şeyler var. Ama iş yoğunluğundan onun ne olduğunu bile düşünmeye fırsatınız olmuyor.

30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutladığımız bugün nedense beni bilgisayar başında rahatsız eden şeyin ne olduğunu düşündüm. Evet, yazılar bulanıktı. çıktığı ilk günden bu yana chrome kullanırım ve bir çok kişi gibi ben de çok memnunum ama bu bulanıklık bir süredir beni rahatsız ediyordu. Gerçi bugün fark edebildim bunu.

Hemen soruna çözümü aramaya koyuldum ama ne fayda. Çok sayıda forum okudum, hemen hepsi benzer çözümler önermişti ama hiçbiri güncel değildi. Güncel olan bir kaç çözüm yolu da işimi görmedi.

En son yine chromun yardım sayfasına yöneldim. Nedense bu tür sorunlarda hep en son akla gelir. Evet, çözümü de orada buldum. Meğer sorun windows kaynaklıymış. Olur da aynı sorunu yaşayanlar varsa diye, buradan linki paylaşıyorum. (https://support.google.com/chrome/answer/95290?hl=tr)

Aradan yıllar geçince belki bu link ve yazı da güncelliğini kaybedebilir. Siz yine de bu sorunu yaşıyorsanız bir deneyin derim.

Boynu bükük, mahzun çiçek

Bu çiçek ile tam 10 yıldır birlikteyiz. Hep böyle, ne dirildi, ne öldü... Bilmeden hata edip canına kast etmişim ama Allah'tan tekrar canlandı. Şimdi bu çiçekle yaşadığımız 10 yılın hikayesini anlatayım.

İş yerimizdeki bir çiçeğin kopan bir dalıydı bu. Ölmesin dedik ve bir süre içi su dolu bir kavanozda beklettik. Sonra eve götürmeye karar verdim. Güzel bir saksıya ektim ve canlandı. Evimin en müstesna köşesini ona ayırdım. Bekardım ve evde fazlasıyla boş mekan vardı ama evlendikten sonra da ona gözüm gibi baktım ve sıcak bir yuvanın da etkisiyle olsa gerek epey canlanmıştı artık.


2009 yılında bir anlık bir gaflet ile İstanbul'dan taşınmaya karar vermiştim. Kış ortasında taşınırken çiçeğin uzun yolculuk esnasında donacağı hiç aklıma gelmemişti kamyonda. Ne yazık ki, İskenderun'da çiçeği karşıladığımda 2-3 yılda ancak kendine gelen çiçek adeta yüzünü asmış ve bana küsmüştü. Her gün bir yaprağını döktü ve sadece bir kök kaldı günler sonra...


Yine ilk günkü sevgi ile itina ile baktım ona. Ve nihayet tekrar canlanıp yaprak açmaya başlamıştı bahar sonuna doğru. Ama talihsizlik devam ediyordu. Ben İskenderun'a taşındığıma çoktan pişman olmuştum. Henüz kış gelmemişti ama yine soğuk sayılacak bir güz gününde İstanbul'a dönerken bu defa çiçek için özel önlemler alsak da taşınma ve yolculuğun tesiri ile yine yorgun düşmüştü.

Tekrar aynı özen ve sevgi ile bakmaya devam ettik. Canlandı, yapraklar açtı ama normalde büyük yaprak açması gerekirken artık küçük küçük yapraklarla yetiniyordu. Daha gözümün önünde olsun dedim ve iş yerine getirdim, yanı başıma yerleştirdim. Hani ofis çiçekleri gösterişli olur ama bu tam aksine mütevazıyane hep yanımda oldu. Kimin ne diyeceğine aldırış etmedim.

Günün birinde ufak çaplı bir tadilat gerçekleşti ofisimizde. Tadilatı  yapan arkadaşın dikkatsizliği ile saksı devrildi ve çiçek bir daha soldu, sarardı. Aşk ile tekrar canlandırmaya çalıştım. En nihayetinde geçtiğimiz kış adeta ikinci baharını yaşıyordu ve tam o esnada henüz 6-7 yaşlarındaki bir ziyaretçim "ooo, Ali amca, iyisin, çiçeğin coşmuş" dedi. Oysa çiçeğin geçmişine dair hiç bir şey bilmiyordu çiçekten daha küçük olan bu çocuk.

Ve bu bahar ben çok umutluydum ama yine tek tek yapraklarını döktü. Tek bir yaprağı kaldı. Ve şansızlığı devam ediyordu; geçtiğimiz haftalarda ben tatilde iken ofisteki çiçekleri bakım için çiçekçiye götüren arkadaş sadece bu çiçeği unutmuş. Tatilden döndüm, bütün çiçekler canlanmış ama sadece bu çiçeğin boynu bükük ve mahzun...

İnşallah tekrar canlanır...