20 Haziran 2008

Dünyanın en güzel kızını öpmek isteyen ihtiyar; Jack Nicholson

Son zamanlarda seyrettiğim filmlerden 1993 yapımı "bugün aslında dündü" ile 2007 yapımı "şimdi ya da asla" tamamen farklı iki konuyu işleseler de her ikisi de oldukça manidardı.

Yaşadığınız hergünü tekrar yaşamak ister miydiniz? Mesela sabah kalkıyorsunuz ama hergün aynı dakikada. İşinize giderken aynı olaylar, aynı kişiler... Ve artk bu durumu kabullenip etrafınızdaki insanlara az sonra neler yaşanacağını anlatmaya başlıyorsunuz çünkü hayatınızı ezberliyorsunuz. Doğrusu gerçek dışı senaryoları pek tutmam ama gerçekten filmin senaristini çok taktir ettim. Hayal gücü fevkalade yüksek ve izleyiciyi düşündürüyor. Neler düşündürdüğünü anlamak için filmi mutlaka izlemek lazım.

Diğer film ölümcül bir hastalığa yakalanan iki yaşlı adamın ölmeden önce yapmak istediklerini bu hastalığa inat yapmaya kalkışmalarını anlatırken beşeri hislerin yaşamdaki yerine de kuvvetli vurgular yapıyor. Mesela Jack Nicholson ihtiyar da olsa hasta da olsa dünyanın en güzel kızını öpmeyi kafasına koymuş bir defa. Öpüyor mu öpmüyor mu sorusunun cevabı tabi ki filmde. Herkes kendi hayatından bir kare bulabilir mi bilmiyorum ama benim hayatımdan da karelerin olduğu film, hayatı tiye almanın aslında en iyi sonucu doğurduğunu da anlatıyor. Etrafınızdakilerin sizi önemsememesi gibi bir netice doğurabilme ihitmali de olsa hayatla dalga geçerseniz hayatın zorluklarını siz de rahat geçersiniz. Film sanırım sinemalarda oynamıyor artık ancak DVD'si çıkmışsa mutlaka edinin ve seyredin.

4 yorum:

Devirdaim dedi ki...

Ali merhaba, tavsiyene uyup "The Bucket List" filmini izledim.. Gercekten son zamanlarda uretilmis en guzel filmlerden biri oldugunu soylersem sanirim abartmis olmam, en azindan yahudi senaristlerin elinde pic olan, her turlu kutsallikla dalga gecip, her turlu ahlaksizligi normal gosteren bir film olmamasi cok hosuma gitti, ailecek izlenebilecek cok guzel temiz bir film olmus.. Zaman zaman belki Morgan Freeman'in varligi ile Esaretin Bedeli filmindeki guzel kokulari bu filmde de aldim.. Arkadasimla izlerken ilk yarim saatin sonunda insallah hep hastanede gecmez bu film, ve surpriz bir son olmali derken, ve bir de senin ipucunu verdigin Dunyanin en guzel kizini opme kismini merak ediyorduk tabi :) film gercekten kabugundan cikiverdi, ve gercekten guzel ilerledi ve hic bir supheye gerek kalmadan "dunyanin en guzel kizi"ni da 90 +2 lerde operek hos bir sonla "en zirvede" bitiverdi!
Tavsiyene uyup bu filmi izledigim icin memnun kaldim, Freeman'in verdigi tarihi bilgiler ve iman konusundaki sohbetleri de ayrica hosuma gitti.

Bu tur deneyimleri paylasmak guzel oluyormus gercekten, selam ve muhabbetle..

Ali Kahya dedi ki...

bu geri dönüş beni memnun etti. doğrusu bunca paylaşım yapıyorken kimseden ses seda çıkmaması "acaba boşuna mı paylaşıyorum?" sorusunu sorduruyor insana. bu yüzden yorumunuz beni sevindirdi. teşekkürler.

coskunsel dedi ki...

Evet bu filmden ben de cok etkilendim.(bugün aslında dündü).Birkaç gün bu şekilde yaşamayı hayal ettim. Bir de herşeyi berbat ettiğim zaman herşey normale dönmüyor mu?

'acaba boşuna mı paylaşıyorum' konusunda size katılmıyorum.Bakın bana ben kendim yazıp kendim okuyorum:)

Ali Kahya dedi ki...

hoşgeldiniz.

doğrusu okunmak istiyorsanız bol bol yorum yazmalısınız. benim blog nerdeyse 3. senesini dolduruyor ama okuyanım hala çok az çünkü başka bloglara yorum yazamıyorum.

görebildiğimi kadarıyla yenib ir blogcusunuz. inşallah okuyanınız bol olur.