17 Temmuz 2006

Sanal Alem

MSN başlıklı yazımı yayınlayalı bir kaç kişi beni MSN listesine eklemiş. Böyle habersiz ekleyenlere kızıyorum işin açıkçası. Oysa bu MSN denen proğram, "eklediğiniz kişiyi bir mail göndererek haberdar etmek ister misiniz" diye soruyor. Hal böyle iken niçin usulen de olsa bir haber verilmez, pek anlam veremiyorum. Ekleyenleri "acaba tanıdık mıdır, kabul etmezsem ayıp olur mu" düşüncesi ile kabul ediyorum ben. Ancak lafın başında sorup tanıdık değilse silme yoluna gidiyorum. Çünkü sanal aleme güvenmiyorum. Kimse kusura bakmasın. Azarlandıklarını düşünenlerden de özür dilerim ama hata bende değil...

Ferid El-Atraş


Udun gelmiş geçmiş en büyük ustası; Ferit Atraş. Ve videosu;


15 Temmuz 2006

MSN

MSN çıktı mertlik bozuldu, deseler yeri. Önceleri ziyaretler varmış, insanlar birbirlerini ziyaret ederlermiş. Sonraları telefon çıkmış... Ziyaretler azalmış. MSN de çıkınca ziyaretler bitmiş, telefonlar azalmış. MSN yaygınlaşalı, telefon da bitti gibi...

MSN'i mi demeliyiz, MSN'yi mi diye tartışa duralım, hayatımızın ayrılmaz parçası oldu bile o. Her açtığımda en az 20 çevirim içi kişi(m) oluyor. Eskiden "kişilerinizden hiç biri çevirim içi değil" derdi çoğu zaman. Ah benim kişilerim... Keşke şimdi de olsanız da çevirim içi olmasanız diyesi geliyor insanın. Hiç olmazsa arada bir çevirim içi olduklarında sohbet ediyorduk. Kimi çevirim içi olduğu halde durumunu "dışarıda" ayarlamış, kimi en sevdiği ile sohbet ettiği için "meşgul" ayarlamış, kimi de hiç dönmeyeceği halde hemen dönceceğini söylemiş... Selam verdiğinde "bu da nerden çıktı şimdi" dediğini duyar gibi oluyorum bazılarının. Mertlik bozuldu diyorum ya, gülenin gerçekten gülüp gülmediğini bilmiyorsun, ağlayanın da... Sadece harfler... Mimik yok, bakışlar yok, ses yok...

Bu sabah listemi şöyle bir düzenlemek istedim. Bir de baktım ki, daha düne kadar ortalıkta olmayan bir düzine kişi(m) olmuş. Yaşları 6-12 arası. İhtiyarladım mı acaba dedim kendi kendime. Bunları bir grup yapayım dedim, gruba isim vermeden önce şöyle bir tekrar kontrol ettim, kim bunlar? Sonra gruba ismini verdim; Yeğenler. Dünya ne garip...

Sonra bir kaç isim dikkatimi çekti. Önceden sürekli çevirim içi olurdu bunlar, artık hiç görünmüyorlardı. Hepsinin ortak özelliği geldi aklıma birden, evet, bu arkadaşlarım evlendiklerinden bu yana çevirim içi olmuyorlar artık. İçimden bir ses, "çevirim içi olduklarında selam vermene kızanlardı işte bunlar" dedi. Dinlemedim o sesi. Ben eski dostlarımı unutmam dedim, birer mail yazdım onlara.

Hülasa; MSN çıktı, mertlik bozuldu.

13 Temmuz 2006

Dere Boyu Kavaklar

Akşam'dan beri dilime dolandı; Barış Manço'dan, Dere Boyu Kavaklar.

Haydi!



Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

Branşınız?

- Avukatım.
- Branşınız?
- Branş?
- Yani ne avukatısınız?
- ?

Avukatların başına gelen en sık diyaloglardan biridir bu. Nedense illa bir “…. Avukatı” olmanızı bekler insanlar.

- Boşanma avukatıyım, eşleri itina ile boşarım.
- AĞIR ceza avukatıyım, adamı ipten alırım.
- İcra avukatıyım, adamın yanan sobasını bile alır götürürüm.

Değil işte, böyle olmuyor avukatlık ne yazık ki? Dahiliye uzmanı Dr. Filan gibi Boşanma Av. Filan diye bir tabela göremezsiniz hiçbir zaman.

Peki neden?

Hukuk bir bütündür, insan uzuvları gibi parça parça değildir. Örneğin bir tazminat davası kazandınız. Tazminat ödemek zorunda kalan kişinin “dava aleyhime neticelendi, adamın parasını gidip vereyim” demesini mi bekliyoruz? Bu ömür boyunca beklemek anlamına gelir. Ne yapılıyor? Davanızı yürüten vekiliniz bu tazminat kararını icraya koyuyor. Ne oldu? “özür dilerim, ben tazminat avukatıyım, icra işlerinizi gidin bir başka meslektaşıma yaptırın” mı dedi avukat?

Ya da boşandınız.

- Aman avukat bey, bizim nafakayı nasıl alacağız?
- Bilmem ki. Benim branşıma girmiyor. Onu da siz hallediverin artık.

İşte böyle. Bu meslek zordur. Her şeyiyle…

11 Temmuz 2006

Habib Ali Cifri

"Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resülü ve nebilerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. Onu sabah akşam tespih edin. O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah mü'minlere çok merhamet edendir. Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selam" dır. Allah onlara bol bir mükafat hazırlamıştır. Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter." Ahzab 33/40-48

Habib Ali Cifri. Ülkemizde adı çok duyulmasa da diğer İslam aleminde ve İslam'a gönül verenler içerisinde ismi oldukça yaygın biri o. Bir kaç defa görüşmek bana da nasip oldu. Allah hizmetlerini daim etsin. İşte bu gönül insanının yukarıdaki ayetler okunurkenki hali için lütfen tıklayın.

Üslup

"Avukatım" mı?
"Vekilim" mi?