3 Nisan 2007

Uluslararası Davranış Biçimi

Değişik ülkelerden gelmiş insanlar, aynı masada, birer bardak kola ısmarlarlar. Kolalar gelince bakarlar ki, her birinin bardağında bir kara sinek var;

İsveçli; aynı bardakta yeni kola getirilmesini ister.
İngiliz; yeni bardakta, yeni kola ister.
Finlandiyalı; sineği bardaktan alır ve kolayı içer.
Rus; kolayı sinekle içer.
Çinli; sineği yer, fakat kolayı içmez.
Yahudi; sineği yakalar ve Çinliye satar.
Yunanlı; kolanın üçte ikisini içer ve yeni kola ister.
Norveçli; sineği yakalar ve yem olarak kullanmak üzere balığa çıkar.
İrlandalı; sineği ezerek kolaya karıştırır ve İngiliz'e ikram eder.
İskoc; farkında olmadan kolayı sinekle içer, sinek boğazına takılınca, "Allah
kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!" der.
Amerikalı; lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder.

Peki Türkler ne yapardı acaba?

2 Nisan 2007

Terörist Arayanlara Duyurulur!

Muhterem Ümit Şimşek Hocamızın bir gruba gönderdiği mail vasıtası ile haberdar olduğum bir konuyu paylaşmak istedim.

Soru şu; "Kasıtlı olarak sivillere yönelen bombalama ve diğer saldırılar mazur görülebilir mi?"

Kasim 2006'da Maryland Üniversitesince en kalabalık İslam ülkelerinde yürütülen bir anket, Endonezya halkindan yüzde 74, Pakistanlılardan yüzde 86, Bangladeşlilerden de yüzde 81 oraninda "Asla!" cevabini almis.

Aynı soruya "Asla" cevabını veren Amerikalıların oranı ise yüzde 46'da kalıyor! Daha da ötesi, Amerikan halkının yüzde 24'ü, "Bazan yahut coğu zaman bu saldırılar ve bombalamalar haklı görülebilir" düşüncesinde!

Haber, bir Amerikan gazetesi Christian Science Monitor'dan alınmış:

http://www.csmonitor.com/2007/0223/p09s01-coop.html

* * *

Bu arada geçtiğimiz ay ABD'de bir konferansta eski Norveç Başbakanını dinleyen bir tanıdık ondan aktardı; geçen yıla kadar İsveç müfredatında öğrencilere aynen şu cümle okutuluyormuş; "HER MÜSLÜMAN TERÖRİST DEĞİLDİR AMA HER TERÖRİST MÜSLÜMANDIR." Bu zihniyetle yetiştirilen ve gücü ellerinde bulunduran bir toplulukla karşı karşıyayız.

Yapmamız gereken çok şey var galiba.

1 Nisan 2007

30 Mart 2007

Bugün Iraklı Bir Çocuk Oldum

Bu helikopterler, bu uçaklar niye hep başımızda uçuşuyorlar Allah'ım? Şu elleri silahlı bize benzemeyen sarışın sarışın adamların ne işi var sokağımızda? Ne konuştuklarını da anlamıyorum bunların.

Sokağımızdaki ilk silah sesini duyduğumda havai fişek diye herecanla kapıdan çıkarken babamın bana engel olmasını anlamamıştım. Şimdi her gün silah sesini duyuyorum, bir gün havai fişek patlatıldığında aynı korku ile yine dışarı çıkamayacak mıyım acaba? Ya da havai fişek görebilecek miyim artık?

Peki ya her gün peceremizin önünden geçen onlarca tabut ve arkasındaki onlarca ağlayan insan, neyin nesi bunlar Allah'ım? Niye ölüyor bu insanlar? Amcam niye öldü, niye öldürüldü? Kim öldürdü? Babam niye her gün ağlıyor? Annem niçin annesine gidemiyor aylardır?

Eskiden Mevlit Kandilinde sokağımız süslenirdi.* Mevlitler okunurdu sabahlara kadar. Şimdi her taraf kapkaranlık, dışarı çıkmaya korkuyoruz.

Artık sabahları neşe içinde kalkıp okula gidebilmeyi istiyorum. Arkadaşlarımla korkmadan oyun oynamayı istiyorum.

* Hayatımda bir defa mevlit kandilini bir orta doğu ülkesinde geçirdim. Sokakların ve caddelerin süslenme sebebini sorduğumda mevlit kandili olduğundan demişlerdi.

29 Mart 2007

Altın Çatal

Malum bir kaç gündür Arap Birliği Zirvesi vardı S.Arabistan'da. Bu Arap Birliği her toplandığında aklıma yıllar önce dinlediğim bir fıkra gelir. Her ülkenin üzerine atfedilen bir özelliği vardır ya, Arap ülkelerinin bazıları için de bu tür özellikleri vardır denir. Cimri, hırsız, zengin, kahraman gibi...

Fıkra şöyle;

Yine bir Arap Birliği Zirvesi yapılır S.Arabistan'da. Liderler saatler süren toplantılar neticesinde yorulmuşlardır ve Suud kralı misafirlerin şerefine bir yemek verir. Tabi petrol zengini olan S.Arabistan kralı ev sahibi olunca normal olarak çatal bıçak vs. altındır. Mısır lideri Hüsnü Mübarek'in gözleri parlar birden ve etrafındakilere çaktırmadan bir çatalı cebine koyar. Bunu sadece hemen yanı başında oturan Suriye lideri Hafız Esat farkeder. Yemekler yenir ve sonunda Hafız Esad ayağa kalkıp liderlere şunu söyler;

- Hepimiz zihnen çok yorulduk. Hem eğlenelim hem yorgunluğumuzu giderelim diye size kısa bir gösteri yapacağım, der.

Ve masadan aldığı bir altın çatalı tutarak;

- Şimdi, gördüğünüz bu çatalı ben cebime koyacağım ve Hüsnü Mübarek kardeşimin cebinden çıkaracağım, der ve altın çatalı kendi cebine koyup Hüsnü Mübarek'in cebinden çıkarır.

Evet, günün anlam ve önemine binaen bugün bu fıkra aklımıza geldi.