18 Ekim 2010

Banttan yayın

Canlı yayındayız dediysek de kullandığım teknoloji henüz görüntü ve sesi canlı aktaramıyor. Bu nedenle cuma akşamı katıldığım kanun resitalinden kısa bir bölümü banttan yayınlıyorum.




Tarihi yarımadanın benim için çok ayrı bir yeri var. Elbette okuduğum fakültenin orada olması bunun en büyük sebebi. Neredeyse her sokağında ayrı bir hatıramın canlandığını hissedebiliyorum o taraflara yolum düştüğünde. Hatta tramvay hattının o bölgedeki güzergahını takip etmek, o bölgeye has yolcu profili, bunların hepsinin zihnimde farklı çağrışımlara açılan kapıları mevcut. Üniversite gençleri, turistler, bekar işçiler ve biraz da geç saat olduğunda ayyaşlar...

"Hangisine gitmeli" başlığında verdiğim linklerde de, bendeki mevcut bilgilerde de etkinlik 19:00'da başlayacak yazıyordu ancak doğrusu 20:00 imiş. Önce yetkililere kızmayı geçirdiysem de içimden bana tarihi mekanlarda fazladan bir saat verdiklerini düşünüp neredeyse teşekkür edecektim. İyi ki öyle olmuş, Firuz Ağa camiinde akşam namazı kılma, Sultanahmet Köftecisinde köfte yeme ve birkaç CD ile kitap bakabilme fırsatım oldu bu bir saat içinde.

Sonuçta 1 saatlik Kanun Resitali ise ekmekli kadayıfın kaymağı idi...

15 Ekim 2010

Canlı yayın

Biraz twitter gonderileri gibi olacak ama olsun, Kanun Resitalinden canlı yayındayız.

13 Ekim 2010

Hangisine gitmeli?

15 Ekim cuma akşamı birbirinden güzel olacağını tahmin ettiğim 2 etkinlik çakışıyor. Ben bu tereddüdü yaşarken bari tereddüdü yaşayan tek olmayayım dedim ve blog ziyaretçilerimle paylaşayım diye düşündüm.

Birincisi Yerebatan Sarnıcında Ahmet Meter'in düzenlediği Kanun Resitali. Bunun saati 19:00

Diğeri ise Sultanbeyli Kültür Merkezinde Kardeş Türküler Konseri. Bunun saati ise 20:00

İlgilenenlere duyurulur...

12 Ekim 2010

2010 Medine

26 Ekim 2006 tarihli yazımda Medine'den Ramazan ayı izlenimlerimi paylaşmıştım. 4 yıl sonra Allah tekrar nasip etti ve bu Ramazan ayında da umre ziyaretinde bulundum. Her bir dakikasının ayrı ayrı anlatılabileceği, sayfalar dolusu konuların çıkabileceği harika bir 12 gün geçirdim. İkindi namazı öncesi Mescid-i Nebevi'nin avlusunda cemaatin iftariyelikleri hazırlanmış ve namaz sonrasında yüz binlerin oruç sevaplarına ortak olmak isteyenlerin cömertliğini sergileyen bu fotoğrafı paylaşmak istedim.

Allah tüm isteyenlere gidebilmeyi nasip etsin.

8 Ekim 2010

Sosyal Ağlar

Daha önceden de kaleme almıştım bu meseleyi ama tüketim halen devam ettiğine göre konunun güncelliği de devam edecek demektir.

Facbook'un Türkiye'de yeni yaygınlaşmaya başladığı günlerde bir arkadaşımın ismiyle açılan hesap üzerinden çeşitli mağduriyetlerin doğduğunu öğrenince derhal kendime bir hesap alıp dondurmuştum. Facebook hesabım kafama da pek yatmadığından olsa gerek öylece kaldı. Ardından twitter ortaya çıkınca o arkadaşımın mağduriyeti aklıma geldi yine ve hemen twitter üyeliğimi de yaptım ve kendi fotoğrafımı da yerleştirdim baş köşeye. Benim üyeliğim Türkiye'deki bir çok üyeden eskidir.

Gel zaman git zaman, twitterı hiç kullanmamama rağmen özellikle de 12 Eylül referandumu öncesinde birden benim de twitter fırtınasına yakalandığımı fark ettim. Takibe başlayınca takipçilerim olmaya başladı, bu durum hoşuma da gitti. Bir süre sonra anladım ki, twitter adeta dipsiz bir kuyu gibi; içine girdikçe çıkması güç olacak. Ve sonunda yaklaşık 1 haftadır kullanmaz oldum. Hesabımı silmeyi düşündüm ama bahsettiğim mağduriyeti göz önünde bulundurarak olduğu gibi bıraktım.

Ayrıca bir arkadaşımızın blogunda karşılaştığım haberin; bırakmamda etkili olmadığını söyleyemem.

Resim için kaynak; hafif.org