26 Ekim 2006

Videonun Sözü

Baratpur/Nepal'de file binmek ya da Çin seddinde yürümek... Veya Nemrut dağında güneşin doğuşunu izlemek...

İşte bir kaç örneğini verdiğim, ölmeden önce görülesi/izlenilesi/yapılası faaliyeler... Fakat tüm bunların hepsinden önce benim tavsiyem Medine'de, Harem-i Şerifte bir iftar vakti geçirmek... Hatta hiç bir ibadet amacı olmasa dahi bence sırf bu anı yaşamak için gidilir.

Ensar'ın bugünkü misallerini göreceğimiz, paylaşmanın, misafirperverliğin ne demek olduğunu anlayacağımız; yaklaşık 1 milyon kişinin aynı anda aynı duygularla oruçlarını açtıkları, ilk görenlerin göz yaşlarını tutamadıkları eşsiz bir manzara..

Harem'in hangi kapısından girerseniz girin, kolunuza giren Medineliler sizi paylaşamıyorlar. Israrla ve ısrarla.. sizi kendi sofralarına davet ediyorlar. Bir sofraya oturuyorsunuz ama o sofrayı kimin hazırladığını da bilmiyorsunuz. Hatta sırf kim olduklarını anlayabilmek için bir kaç defa erkenden oturup izlediysem de bu faaliyetlerini de çocuklara yaptırdıkları için tespit edemedim. Çocukların fotoğrafını
buradan görebilirsiniz.

Peki sofrada neler var? Videoda da izlendiği üzere, rutab hurma (taze oluyor ve soğuk yendiğinde tadına doyum olmuyor, çok çabuk bozulan bir hurma), zemzem, simit, yoğurt, ismini öğrenemediğim bir baharat çeşidi (umumiyetle yoğurtla karıştırılıp yeniyor) ve badem içi vs.

Bu sofralar ikindi namazının hemen ardından hazırlanmaya başlanıyor. Bu arada insanlar umumiyetle Kur'an okuyorlar. Bazıları ayakta, bazıları oturarak dua ediyor (ayakta olan birini videoda da izliyoruz.) Ayakta durmalarının nedeni Peygamberimizin Kabr-i Şeriflerini izleyebilmek ve dualarında onu vasıta kılmak.

En tatlı hallerden biri de ezan sesi ile birlikte tüm uğultunun bir anda kesilmesi.

Mekke ve Medine'de fotoğraf çekmek, kayıt yapmak yasak. Görüldüğünde makineye el konuyor. Çekimleri gizli yaptığım için, neyi çektiğimden emin olamadan çektim. Ayrıca makinenin menüsü ile oynanmış olduğundan çözünürlüğü de düşük çıkmış videonun. Son olarak ilginç bir hatıra da yaşadım, başıma geleceği aklıma gelmezdi. Orası için pek adetim olmadığı halde sadece bu manzarayı çekebilmek için yanıma aldığım makine o gün başıma bela oldu. Kendimi tutamayıp bir kaç poz çekmeye yeltendim. En son dışardan yeşil kubbeyi çekerken görevliye yakalandım. Üzerime doğru geldiğini gördüğüm anda tabana kuvvet kaçtım tabi ki. Kalabalığın arasında beni bulması imkansızdı.

6 yorum:

emircan dedi ki...

Tabanları iyi yağlamışsınız anlaşılan:)
Bir zamanlar bir takım öğrenci arkadaşlarımızla (öğrenci evinde beraber kaldığımız)sırayla nöbetleşe ikişer kişi gidip o sofrlardan hazırlar iftara mü'minleri davet ederdik ramazan boyunca.Çok zevkliydi.Bizim yerimiz Bab-us selam tarafında yeni yapılan binanın ilk kapısından girince hemen sol tarafta bir yerlerdeydi.İçeriden yer almak çok zordu.

Ali Kahya dedi ki...

evet emircan hocam. mekkede tavaf ve say ile antrenmanlıydım zaten :)

sizin o arkadaşlar hala devam ediyorlar. yerleri değişmiş ama maşallah sofra sayılarını artırmışlar. bir kaç iftarı birlikte yaptık.

tahir karaca dedi ki...

masallah alicim,
boyle bir cemaatin duasi reddolmasi imkani var mi?
allah bize de tekrarini nasip eder insallah...

tahir karaca

Ali Kahya dedi ki...

amin, hepimize inşallah tahir abi.

evet, oradaki dualarda en çok bu geliyor insanın aklına. mesela son on günde cemaatle kılınan teheccüdlerden sonra vitir namazındaki cehri kunut duasında, milyonlarca ağızın aynı anda ve öyle mübarek bir yerde amin demesi... illaki birilerinin ki kabul oluyordur ey rabbim diyerek ümitlenmek... ne güzel bir duygu o.

Fatih İşgören dedi ki...

izlenimleriniz kadar bunları paylaşımınızda hoş. zaten yorumunu pek göremediğim hoş insanlardan birini de cezbedebilmiş yazıların güzelliği.

Ali Kahya dedi ki...

teşekkürler fatih.