28 Eylül 2006

Yok

Sabah olduğunu perdelerin arasından üzerine yansıyan güneş ışığıyla fark etti. Uyandı, yüzünü yıkadı, kahvaltıyı hazırladı ve yedi. Sonra üzerini giyindi ve çıktı. Kapıyı kilitlerken zile takıldı gözü. İsmi silinmişti. Dikkatle incelediğinde, yazıda bir tahrifat yoktu. Sadece yazı silikleşmiş, artık okunmuyordu. Asansöre gitti heyecanla; aşağıya indi ve apartman girişindeki zile baktı. Evet, o da aynıydı.

Bir anlam veremeden çantasını arabanın bagajına fırlattı ve hızla ayrıldı evinin önünden. Her gün 20 dakika süren yol 5 dakika daha kısa sürmüştü. Ofisin kapısına yaklaştıkça kalbinin atışının arttığını hissetti. Aynen… o da silinmişti. İçeri daldı. Masasının arkasındaki diplomasına ilişti gözü birden. Silinmişti ismi… vergi levhası, ruhsatname… evet, hepsi silinmişti. Birden cüzdanı geldi aklına. Elini cebine attı, yoktu cüzdan. Çantasına koyduğu geldi aklına. Arabaya indi, bagajdan çantasını çıkardı, çantadan da cüzdanını… Evet, ismi silinmişti. Ehliyet, araç ruhsatı… Aynıydı. Silinmişti ismi hepsinden…

Tekrar bürosuna çıkmış ve koltuğuna çökmüş bir vaziyette düşünüyordu. “var olduğumu nasıl ispat edeceğim?”

Birden levha geldi aklına… Baro levhası... İnterneti açtı, baronun sayfasına girip kendini arattı. “böyle bir kayda ulaşılamadı” uyarısını gördü.

Tam bir kabustu yaşadığı. Nüfus müdürlüğüne gitmeye karar verdi. Direk nüfus müdürünün yanına çıktı ve ismini söyledi. Nüfus kaydı sorgulandı hemen ama böyle bir kayıt yoktu.

Nüfus müdürlüğünden direk eve döndü.

Artık yoktu.
Yorum Gönder