8 Eylül 2006

Gece

Gece bitmez oldu. Yağmur da yağmıyor ama burnuma toprak kokusu geliyor. Özüm ve dönüşüm… Kulağıma bir şey fısıldanıyor adeta. “O” diyor, “O, O da seviyor seni.” Varlığın en kötüsü sızıyor bir taraftan içime doğru. Mücadele başlıyor. Benim ak dediğime kara diyor. Didişiyoruz. Işığı söndürüyorum, karanlıkta hakkından daha iyi gelebilirim diye düşünüyorum. Pes etmiyor. Sonunda akan 2 katre ama öyle bir katre ki varlığa işaret ediyor… Ve öyle sıcak ki… Buzu eritiyor. Mücadeleyi kazanıyorum. İki kanat misali açılıyor bu defa ellerim. Babamın en mübarek yerden kıpkızıl gözlerle otel odasına gelip “tırtu” dediği an geliyor aklıma. Göz yaşlarının sel olduğunu gördüğüm gece geliyor aklıma. Yakınlıkla beraber yakinin derecesi de artıyor, hissediyorum. Beyin hücrelerimin zerrelerine kadar değiştiğini hissediyorum adeta.

Sonra karanlık aydınlanıyor Seninle. Mevcudiyetimin varlığını gösteriyor ışık. Bitmez oldu diye başladığım geceye, bitmese keşke diye devam ediyorum.

Ve gece bitmiyor...

Bitmesin gece...

7 Eylül 2006

Sena

Bugün malum kandil. Berat Kandili. Berat etmeyi ümit ettiğimiz bir gece. Birçok internet sitesinde, bloglarda bu gecenin fazileti ile igili, bu gecede okunması gereken dualar vs. zikredilmiş.

Benimse bir kelime dikkatimi çekti. Bir çok yerde peygamber (S.A.S.)’in şu duası zikrediliyor; "Allah'ım azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin" Bu duada nedense “
sena” kısmını hemen her yerde “sana” diye yazmışlar. Yani “sen kendini sana ettiğin gibi yücesin” diye yazılmış genelde. Hatta bir yerde bunu “sanâ” diye de gördüm.

İşin doğrusu sena; övgü, övme anlamına gelmektedir. Yani Allah (C.C.) Yüce Kitapta bir çok yerde kendini övmüştür aslında ve Peygamber Efendimiz buna atıfta bulunmaktadır bu duasında. Kısaca bu duanın son cümlesi ile diyoruz ki “Ey Allahım, biz seni sena edemeyiz, bundan aciziz. Sen elbette Kur’an ’da kendini sena ettiğin gibi yücesin.”

Duruşma Salonundan

Bugün duruşma sıramı beklerken boşanmak isteyen bir çiftin davası görülüyordu.

Erkekle hakim arasındaki diyalogdan kısa bir alınıtı:

- Anlat bakalım, dilekçende şidddetli geçimsizlik var demişsin. Nedir geçimsizliğiniz?

- Valla hakim baa, bu karıya hergün tembih ederim, "karı, kahvaltıda yiyeceğimiz yumurtayı akşamdan dışarı çıkar" derim, birgün uymuş deel.

- ....

- ....

- Peki ne olacak akşamdan çıkarırsa?

- Yahu sabah buzdolabından çıkarıp haşlayınca çatlıyor yumurta, soğuktan birden sıcağa... ben diyorum öyle o diyor böyle, boşa bizi hakim baa.

Berat Edelim İnşallah

Ahmet Şahin'den günün yazısı.

6 Eylül 2006

Mercedes Benz'den Cevap

Mevcut teknolojik koşullar ile araç içinde dış anteni olmayan cep telefonu kullanımının, araç elektroniğine ve insan sağlığına kesin olarak zarar vermediği ispatlanamamaktadır. Uçaklarda motorlu kara taşıtlarında bulunan güvenlik önlemlerin çok daha fazlası bulunmasına rağmen cep telefonu kullanımının kesin olarak yasaklanması bu konudaki teknolojik seviyenin en açık göstergesidir. Dış anten kullanılmadığı durumda cep telefonu ve telsiz üreticileri de cihazların araç içinde kullanılmalarının sakıncalı olabileceğini belirtmektedir. Zira herhangi bir zamanda araçta çok sayıda cep telefonunun aynı anda kullanılması sonucu nasıl, hangi şiddette ve hangi bölgelerde manyetik dalga yoğunlaşması olabileceğini kestirmek imkansızdır. Otobüsler de pek çok motorlu araçlar gibi kapalı bir çelik konstrüksiyon yapıya sahiptir. Bu kapalı ortamda dış anteni olmayan bir cep telefonu kullanıldığında, çelik yapı, manyetik dalgaları hapseden bir kafes(Faraday kafesi) görevi görüp, bazı noktalarda manyetik dalgaların kesişerek yoğunlaşmasına sebep olmaktadır. Yolcuların maruz kaldığı bu dalga yoğunlaşmasının kalp pili, işitme cihazı gibi tıbbi aletler üzerinde çok tehlikeli etkiler yaratma ihtimali vardır. DIN 57848 normuna göre, 10 KHz ile 3000 kHz frekansları arasındaki elektromanyetik dalgaların tıbbi cihazlar açısından tehlike yaratabileceğine işaret edilmektedir.Araç içinde pek çok yolcunun aynı anda cep telefonu kullanması sonucu ise DIN normunda belirtilen limitler aşılmaktadır. Bu nedenle dış anten olmadan araç içinde cep telefonu kullanımının insan sağlığı üzerinde yaratabileceği tehlikeden dolayı yasaklanması öngörülmektedir.

Yukarıda belirtilen etkilerin görülme ihtimali ne kadar düşük olursa olsun insan sağlığı söz konusu olduğunda Mercedes-Benz'in böyle bir riski göze alması ürün sorumluluğu açısından mümkün değildir. Dolayısıyla araç içinde çeşitli yerlere cep telefonu kullanılmaz çıkartması yapıştırılması ve araç kullanım kılavuzunda sakıncanın ifade edilmesi suretiyle müşterilerimiz ve yolcular konuyla ilgili uyarılmaktadır.

4 Eylül 2006

Geçmiş Sadece Bir Önsözdür.

Yazmak

Yazmak kötü yola düşmek gibidir.

Önce sevdiğin, sonra birkaç dostun için yazarsın.
Sonunda da para için yazmaya başlarsın.

Moliere (1622-1673)

Ben şimdi yazmayı sevdiğimden ve dostlarım için yazıyorum.

31 Ağustos 2006

Alo

- Nasılsın, iyi misin? Nasıl gidiyor?

- İyi hamdolsun, idare ediyor. İttire ittire ilerlemeye çalışıyoruz.

- Yahu boşa alsana, bırak kendiliğinden gitsin.

- Ama yokuş yukarı, ne yapabilirim ki?

- Dert ettiğin şeye bak, yönünü değiştireceksin, boşa alacaksın, hepsi bu...