22 Eylül 2010

Eylül




Yaklaşık 3 haftadır İstanbul'a tam doyamayan biri olarak döner dönmez havanın karanlık olması, güneşin nazlanması, uzun kollu gömleğimin altındaki tenimin üşüdüğünü hissetmem, okul trafiğinin genel trafiğe etkisi ve aylar sonra karnabahar kızartıp yiyecek olmak bana her sene yaşadığım hüzün mevsiminin geldiğini hatırlattı yine...

Son bir defa uğranılan ve ortalıkta kalan son kap kacağın, giysilerin, yiyeceklerin kaldırıldığı yazlık evlerindeki o hüzünlü sessizlik...

Gecenin 12'sinde tüm yorgunlukla tatil dönüşü valizlerin indirildiği sırada çiseleyen yağmurun altında birkaç tane, hafiften sararmış yaprağın önünüzden uçup gittiğini görmek...

Sinema salonlarına yeni ve kaliteli filmlerin gelmesi,

Manav reyonlarına yeşil mandalinaların gelmesi,

Ve; hayata yeni bir başlangıç...

9 yorum:

Siyah Zambak dedi ki...

ve de;

evin her köşesini istila eden örümcek ağlarını temizlemek, dibi küflenmiş çay bardaklarını çamaşır suyuyla ovarken delinen parmaklarımın acısıyla bir başka temizlik gününe uyanmak...

bence kabus mevsimi olmalıydı:(

Ali Kahya dedi ki...

her rahmetin bir de zahmet kısmı var tabi, aylarca tatilin sonunda bu kadar sıkıntı normal sayılır. bu arada dibi küflenmiş çay bardaklarının sorumlusu ben değilim :)

ebruli dedi ki...

yazlık evin balkonundan seyredılen yel degırmenlerının, asmadakı üzümlerin, komşudakı incirlerin, sürekli damlayıp uyutmayan muslugun, gıcırdayan kapının, kıyafetlerden çıkmayan kırmızı toprak lekelerinin, ardımızdan bakakalan kedinin hüznü hep eylülden sebep..

artık inciri konu komşu, üzümü kuşlar yesin. masaldaki dev koparıp yel degirmenlerini çocuklarına götürsün, rüzgar gülü yapsın.
Mahsun Kırmızıgül "minnoşu uzaktan sevmek" isimli bir eylül filmi çeksin.

Siyah Zambak dedi ki...

ben de kime anlatmışsam,gaflet anıma denk gelmiş olmalı.beylerin görüşleri hep aynı olur tabi.
küflü bardakların sorumlusu olarak sizi düşünmemiştim ama şu anda düşünesim geldi birden...
(şaka ediyorum alınmayın sakın:))

müsadenizle ebruli hanımada selam vermeden geçemeyeceğim.
ebruli,
güzel döktürmüşsün bacım,ama lafın sonunda kablolar dolanmış heralde, mahsunla minnoş? şaşırdıım!

Ali Kahya dedi ki...

@ebruli; yazlık evin balkonundan eskiden bulutlar seyredilirdi, yel değirmenlerini saklayacağını ve daha güzel bir görüntü doğacağını düşünürdüm. nasıl oldu ki bu yıl acaba?

@s.zambak; rahmet ve zahmet söylemini uzatabilirdim de insaflı anıma denk geldiniz :)

Mehmetabi dedi ki...

İstanbul'a Hoşgeldin Ali Bey:)
Sanki hüzün dolu serencamlı bir dönüşün olmuş:)
Ebruli ve Siyah Zambak Hanımefendilere de Bin BarekAllah ve Bin MaşaAllah...
Birlikte iyi döktürmüşler:))

Allah'a emanet olunuz...
Muhabbet dolu kalbi selamlar...

ebruli dedi ki...

Ali Kahya, tam anlamıyla bir görsel şölendi. Siz de yakında izlenimlerinizi aktarırsınız belki.

s.zambak, sen daha kablolu iletişimde misin? :)

Adsız dedi ki...

Mehmet abi siz olmayınca döktürmenin de tadı yok, nerelerdesiniz?

Ali bey, walla size yorum gönderinceye kadar başbakana ulaşırdım heralde, kaç aşamalı burası? yoruldum yaw..

ebruli

Ali Kahya dedi ki...

@mehmet abi, teşekkür ederim. ziyaretlerinizi kesmeniz blog aleminin şevkini kırıyor :) yorumlarınızla blog dünyasına katkılarınızın devamını bekliyoruz.

@ebruli; başbakan bir twet kadar uzağınızda :) dilediğiniz zaman görüşebilirsiniz ama benimki o kadar kolay değil tabi...