Son Eylemin Amacı İletişim Kurmak mı?

Tel’in ettiğimiz ve nefretle kınadığımız son terör olayından sonra kanaatimce dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın 8 askerimizden haber alınamıyor olmasıdır. Bu, esasında eylemin bir bakıma askerlerimizin alıkonması amacı ile düzenlenmiş olduğunun göstergesidir. Çünkü asker alıkoymak PKK terör örgütünün şu ana kadar yaptığı bir eylem tipi değildi. Kaldı ki 12 askerimizi şehit edenler 8 askerimizin de canına kıymakta tereddüt etmeyeceklerdi.

Peki, askerlerimizi alıkoymaktaki amacı nedir, PKK terör örgütünün? DTP’nin yaptığı arabuluculuk çağrısından da anlaşılacağı üzere PKK aslında farklı bir sürecin işlemesinden yana. Son olarak Celal Talabani’nin terör örgütünün sözde ateşkes ilan edeceğini ifade etmesinden de aynı sonucu çıkarabiliyoruz. Hatta ABD dışişleri bakanı Bayan Rice’ın Sayın Başbakanı arayıp birkaç gün süre istemesini bile bu çerçevede değerlendirmek mümkün olabilir.

PKK bir çok yorumcunun iddia ettiği üzere son eylemi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Kuzey Irak’a davet etmiyor aksine alıkoyduğu askerlerimizle çatışmalara son vereceği mesajını veriyor. Bu noktaya dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum. PKK Türkiye Cumhuriyeti ile bir diyaloga girmek istiyor ancak bu diyalogun silahlı olmasını değil sözlü olmasını istiyor. Meşrulaşma çabası olarak da niteleyebiliriz bunu.

Ancak tüm bu adımların sadece terör örgütü yöneticilerinin kafalarından çıkmış olduğunu düşünmek de yanıltıcı olacaktır. ABD’nin Irak’ı işgali ile silahlı eylemler konusunda profesyonelleşme fırsatı elde eden PKK terör örgütü aynı zamanda strateji geliştirme konusunda da eğitildi. Ayrıca Türkiye’nin görünmez düşmanlarının da PKK’ya strateji öğretecekleri göz ardı edilmemelidir.

Bugün yapılacak bir sınır ötesi harekât gerçekten de PKK terörünü kökten kazıyacak bir adım değildir. Türk toplumu her ne kadar sadece bu noktaya odaklandırılmışsa da sınır ötesi harekâtın terörü sonlandırmayacağı geçmişte yapılan operasyonlardan dolayı aşikârdır. Bununla beraber bir sınır ötesi harekâtın terör örgütüne ciddi kayıplar verdireceği de kesindir. Bunu bizim askeri ve siyasi yetkililerimiz ne ölçüde biliyor ve öngörebiliyorsa terör örgütü de geçmişte yaşadıkları tecrübelere binaen aynı ölçüde biliyordur. Buna rağmen göz göre göre Türkiye’nin sınır ötesi bir harekât yapmasına sebep olacak böyle bir eylemi gerçekleştirmesinin bu açıdan yaklaşıldığında mantıklı bir açıklamasının olamayacağı açıktır. Bu harekâtı PKK değil ABD istiyor diyebilmek ise çok havada kalan bir iddiadır. Çünkü ABD ile çatışır vaziyete gelmek bizim açımızdan ne kadar istenilmeyen bir durum ise ABD açısından da bizimle çatışmak aynı ölçüde onlar açısından da istenmeyen bir gelişmedir. Türkiye öyle ya da böyle ABD’nin bu bölgedeki en istikrarlı ve güçlü müttefiki konumundadır. Bu pozisyonun sürmesi ABD’nin kendi politikalarını yürütmesi bakımından fevkalade elzemdir.

Bu durumda ne ABD ne de PKK bakımından Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesinin kendileri açısından bir çıkarı bulunmayacağına göre bu eylem bir başka sebeple yapılmış demektir. İşte bu sebebi de 8 askerimizin kayıp olmasında aramamız gerekiyor. ABD ve onun gibi düşünen petrol odaklı diğer dış güçler PKK’nın sözüm ona legalleşme sürecine girmesini istemekte ve ısrarla Türkiye’nin Kuzey Irak yerel yönetimi ile diyalog kurmasını istemektedirler. Bu kanalla Türkiye ile PKK’yı diyalog içine sokmayı düşünenler Türkiye’nin kararlı tutumu karşısında bunun mümkün olmayacağını anlamışlardır. Ancak tam da bu noktada önceki günkü eylem gerçekleşmiş ve 12 şehidimizin yanında 8 askerimiz alıkonmuştur. Bu da PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti ile bir şekilde diyalog kurma ve kendi varlığını kabullendirme girişimidir.

Geldiğimiz noktada Türkiye’nin sınır ötesi harekâttan ziyade ciddi bir dış politika oluşturması gerektiği kanaatindeyim. Türkiye’nin hâlihazırdaki en ciddi sıkıntısı Kıbrıs meselesindeki ezberi bozan dış politika ve diplomasisini Kürt sorununda yapamamasıdır. İnce bir diplomasiye ihtiyacımız var. Ancak bununla birlikte askeri önlemlerin terk edilmemesi de çok önemlidir. Hatta sağlıklı bir diplomatik ilişkinin sağlanması askeri önlemlerin güç ve değerine bağlıdır da diyebiliriz.
Yorum Gönder