4 Eylül 2007

Kaldırım Gazeteciliği

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ve devamında etkin medyanın takındığı tavrı ibretle takip ediyoruz. Dördüncü kuvvet medya 28 Şubat süreci ile elde ettiği gölge birinciliğini son 5 senedir kaybetmekteydi ve Cumhurbaşkanlığına istemedikleri birinin çıkmış olması bu güçlerini daha da zayıflatacağı için ne yazdıklarını ve yazacaklarını bilemez oldular.

Her gün okuduğum çeşitli haberleri artık çocuklar arasındaki rekabetin neticesinde kaybeden çocuğun ortaya attığı gülünç söylemlermiş gibi izlemeye başladım. Geçtiğimiz günlerde okul öncesi yaştaki iki çocuğun arasında yaşanan arbede neticesinde başına darbe alan çocuk annesine “benim başıma vurdu, bak, göremeyebilirsin, kızarmamış da olabilir ama vurdu işte, ben de ona vurdum” diye serzenişte bulunması beni bir anda medyanın şu son zamanlardaki tavrını hatırlattı.

Geçen yazımda seçim sonucunda bir kesimin adeta zafer kazanmış havasına girmelerinin anlamsızlığından bahsetmiştim ancak görüyorum ki bir kesim de ne yazık ki mağlup olmuşluk psikolojisinde ne yapacağını bilememekte. Cumhurbaşkanının yemin törenine askeri erkânın katılmaması ile başlayıp “Cumhurbaşkanım” diye hitap edilmemesi ile devam eden bir dizi hadiseyi haber etmeyi anlayabiliyoruz biraz ama Fatih Çekirge’nin 30 Ağustos resepsiyonundaki kaldırım farkını kaleme almasını ve bunu gazetesinin manşete çekerek haberleştirmesini anlayabilmek gerçekten çok zor. İşte burada vereceğiniz tepki olsa olsa mağlubiyet hissi demek oluyor. Efendim, Çankaya’nın resmi internet sitesinde Hanımefendinin özgeçmişi yokmuş, sadece fotoğraf konulmuş. Türkiye’nin enerjisini harcadığı konulara bakın. Çankaya’nın resmi internet sitesini hazırlayanlar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sözünü dinlemeyecek, isteklerine karşı mı gelecekler? Bu siteyi hazırlayanlar düşmanlarımız mı?

Yeter artık. Örneklerini bile yazmaktan sıkılıyorum. Haber yapın. Ekonomiyi yazın, hükümet programını eleştirin, dış politikayı yazın, Kuzey Irak meselesini yazın, yeni sivil anayasaya ilişkin yorumlar yazın, konu mu yok Allah aşkına? Kaldırım gazeteciliği yapmayı bırakalım da esasa geçelim artık.
Yorum Gönder