22 Kasım 2006

Sarıyer'de Bir Gün

Boğaza özel bir ilgim var. Seviyorum. Kıyı boyunca yürümeyi, martı seslerinin eşliğinde usul usul akan dev gemileri izlemeyi, balıkçıları seyretmeyi... Hepsinin ayrı bir güzelliği var. Ruhu hafifletiyor adeta.

Sarıyer adliyesine kadar gidip başka bir proğramımın da olmamasını fırsat bilerek akşama kadar yukarıda saydıklarımı yaptım. Sadece sahilini değil, sırtlarını da gezdim Sarıyer'in.


Bu güzel sokak Sarıyer'in içlerine doğru ilerlediğimde karşıma çıktı. Dakikalarca izledim sokağı. Çok hoşuma gitti, evler, evlerin önünde alelade kutulara ekilmiş çiçekler... her şey çok güzeldi. Bu sokak bir tepeye çıkardı beni.


Tepeden boğazı görünce güzellik tamamlandı.


Sarıyer sahilinde yürürken bir deniz anası dikkatimi çekti. Kıyıdan bir türlü uzaklaşamıyordu. Sonu ne oldu bilmiyorum. Yüksekte olmasaydım ona engel olan taşları ve çöpleri uzaklaştırmak isterdim.

Sonradan benim böyle bir proğram yaptığımı öğrenen bir yakınım da eşlik etti bana ve birlikte Sarıyer'in merkezine kadar gittik.


Akşam vaktinin hareketliliği. Ve acıkmış olmak... Bu kedi de bizim gibi acıkmış olmalıydı.

Biz de Tarihi Sarıyer Börekçisinin tarihi binasına yöneldik. Sarıyer böreği diye yediğim çok börek olduysa da Sarıyer'de "ismini tescillemiş" gerçek Tarihi Sarıyer Börekçisinde ilk defa yediğim böreği ne yazık ki beğenmedik. O isimle böyle bir böreği bir arada görmek hiç hoş değildi doğrusu. Sıradan bir börekçinin bile böreği o börekçinin böreğinden daha iyidir diyeyim de durum en açık hali ile anlaşılsın.

Sonuç; güzel bir Sarıyer turu için bir öğleden sonra gerekiyormuş. Bir de akşam eve dönüş için, fazla değil; 2 saate ihtiyacınız varmış. Börek ve trafiğe rağmen her şey güzeldi.

Yorum Gönder