10 Temmuz 2023

Sofya - Bularistan

Sofya 2023 Kurban Bayramında gerçekleştirdiğimiz Balkan gezimizin ikinci durağı idi. Seyahatimizle ilgili özet bilgi için lütfen tıklayın. Ayrıca yazımdaki her bir görsel ya da videonun açıklaması altında yer alıyor.

Sofya'da konaklamamızdan hemen sonra yağmur başladı. Çocuklar "Balkanlar'dan gelen soğuk ve yağışlı hava" esprisini es geçmedi elbette.

Sofya sokaklarının kendine has bir karakteri olduğu hemen fark ediliyor. Elbette bunda Sofya'nın eski çağlara dayanan bir geçmişe sahip olmasının etkisi olduğu kesin.


Sofya'nın trafiğe kapalı Vitosha Bulvarında gezintiye çıktık. Bu yol zaten sizi Sofya'nın tarihi ve turistik eserlerine doğru götürüyor.

Bir süre yürüdüğümüzde kendimizi Adalet Sarayı önünde bulduk. Yüksek sütunlar binalara ihtişam kazandırıyor. Bu binanın içini de elbette merak ettim ancak buna elverişli bir zaman değildi.

Az ileride ise yine Sofya'nın simge yapılarından Sveta Nedelya Kilisesi önünden geçtik. Her ne kadar 10. yüz yıla kadar giden bir tarihi olsa da yapı çok defa yıkılıp yeniden yapılmış.


Yol boyunca daha birçok anıtsal nitelikteki yapıların önünden geçerek nihayet Sofya Kadı Seyfullah Efendi Camii ya da bir diğer adıyla Banyabaşı Camisine geldik. Kaynaklarda Mimar Sinan tarafından tasarlandığı belirtilen bu cami 1566 yılında yapılmış. Bilgiden emin olamamakla birlikte Banyabaşı isminin "banyo başı" anlamında kullanıldığını, aslında burada  geçmişte bir hamam ve termal su bulunduğundan Banyabaşı olarak adlandırıldığını öğrendim.

Günümüzde Sofya'daki faal tek cami ne yazık ki Banyabaşı Camii imiş.

Havanın kararmaya yüz tutması ile cami aydınlatmaları açıldı ve bu güzel kare çıktı ortaya.

Lions Köprüsüne de gittik. Meğer Türk düşmanlığını simgeleyen bir nokta imiş orası. Fotoğrafta köprü başında o noktanın tanıtımını yapan bir panoyu google aracılığı ile tercüme ettirdiğimde anladım bunu.

Lions Köprüsünden görüntüler.


Dönüşte bir markete uğradık. Markette ürünlerin fiyatlarını öğrenebilmek için yine google çeviri uygulamasından faydalanmak istedim ama görevli fotoğraf çekmeme kızdı. Marketten elimde bu kare kaldı.

Bu arada üzüm 3,55 Leva, kiraz 6,39 Leva imiş.


Akşam cadde biraz daha kalabalıklaşmıştı.

Seyahatimizin sonraki durağı için lütfen tıklayın.

9 Temmuz 2023

Filibe - Bulgaristan

Filibe 2023 Kurban Bayramında gerçekleştirdiğimiz Balkan gezimizin ilk durağı idi. Seyahatimizle ilgili özet bilgi için lütfen tıklayın. Ayrıca yazımdaki her bir görsel ya da videonun açıklaması altında yer alıyor.


İstanbul'dan sabah erken yola çıktığımızdan mıdır, yoksa Kurban Bayramı tatili olmasından mıdır bilmiyorum ama Kapıkule sınır kapısından neredeyse hiç beklemeksizin Bulgaristan'a geçiş yaptık.

Bulgaristan tarafına geçince ilk olarak uçsuz bucaksız ekili tarlalarla karşılaşıyorsunuz. Bulgaristan'da ayçiçeği, buğday ve lavanta ekili alanlar çok dikkat çekici idi.


Filibe, Bulgaristan'ın önemli ekonomi, ulaşım, kültür ve eğitim merkezlerinden biri. Sultan I.Murad tarafından fethedildikten sonra, İzmir, Aydın, Manisa, Konya ve Karaman yöresinden Yörük Türkmenlerin bölgeye iskan ettirildikleri ifade ediliyor. Nitekim ziyaret ettiğimiz Şahabettin İmaret Camii imamı da aslen Konyalı olduklarını ancak yüz yıllar önce Filibe'ye yerleştiklerini söyledi.


Filibe Şahabettin İmaret Camii 1444 – 1445 yıllarında II. Murad döneminde Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşanın oğlu olan Şahabettin Paşa tarafından yaptırılmış. Cami ne yazık ki biraz bakımsız, yer yer sıva ve  süslemeleri dökülmüş vaziyette idi. Diğer bir çok yerde gözlemlediğimiz TİKA desteğinin en kısa zamanda bu camiye de ulaşmasını diliyorum.


İmaret Camisinin dıştan görünümü.


İmaret Camiinden şehir merkezine doğru gittik ve bu defa Filibe Cuma Camii ya da diğer adı ile Hüdavendigar Camiini ziyaret ettik. Sultan I. Murad zamanında şehrin meydanına Osmanlı İmparatorluğu'nun sembolü olacak şekilde 1363-1364 yılları arasında inşa edilmiş bu cami.


Hüdavendigar Camii, İmaret Camiine göre daha bakımlı idi. Caminin dış duvarları çok görkemli, bu nedenle girişinin de o şekilde olacağını düşündük ancak hemen giriş kapısının etrafındaki restoran ve kafeler nedeni ile cami girişi adeta kaybolmuş gibiydi. Caminin etrafında bir tur attıktan sonra girebildik camiye.


Caminin hemen girişinde bir de kütüphane yer alıyor fakat kapısı kilitli idi. Sadece camekanlı kapısından içeriyi görebildim. Kütüphaneye adı verilen Filibeli Ahmed Hilmi Bey 1914 yılında vefat eden bir mutasavvıf imiş.


Ardından Filibe şehir merkezinde kısa bir tur atarak Filibe ziyaretimizi tamladık ve Sofya istikametine doğru yola çıktık.

Seyahatimizin sonraki durağı için lütfen tıklayın.

24 Ağustos 2022

Bursa'da bir hafta sonu

Yıllar önce yine burada bir Bursa seyahatimi yazmıştım. Aradan geçen 15 senede Bursa'ya çok defa gittim yine, ancak hep bir iş veya görüşme için, telaş içinde olan gidişlerdi. Kasım 2021'in bir sonbahar hafta sonunda ailecek planladığımız Bursa gezisini gerçekleştirdik.


Cumartesi erken saatlerde Eskihisar'dan feribotla Topçular'a geçtik.

18 Ağustos 2022

Faizsiz sisteme nereden başlanmalı?

Ülkemizde ekonomik istikrarın bir türlü rayına oturmadığı herkes tarafından malum. Bugünün ya da mevcut iktidarın problemi değil bu, yıllardır süregelen bir durum.

Açıkçası son 1 yıldır ekonomi yönetiminin uyguladığı yöntem herkesin kafasını karıştırdığı gibi benim de kafamı karıştırıyor. Şahsi görüşüm faizsiz bir ekonomik modelin uygulanması elbette ama bunu uygularken realiteyi bir tarafa bırakıp toplumu ikna edemeden ilerlenebileceğini düşünmüyorum. Bir defa her şeyden önce iktidarın gerçek niyetini açıklaması gerekir. Gerçekten faizsiz bir model için mi çaba gösteriyorlar yoksa "faize karşıyız" söylemi sadece günü kurtarmaya mı yönelik?

Eğer gerçekten faizsiz bir model öngörülüyor ise bunun teorik alt yapısının ilgililerince ilgililerine anlatılması ve izah edilmesi gerekiyor.


Kanaatimce iktidarın eğer böyle bir niyeti varsa, her şeyden önce çözümü daha pratik olan bir takım faiz uygulamalarından vazgeçebilir. Örneğin milyonlarca insan yıllardır TOKİ aracılığı ile faizli kredilere yönlendirilerek ev sahibi yapılıyor. Bu devletin teşvik ettiği, yönlendirdiği ve çok rahatça alternatifini üretebileceği bir faiz uygulaması. Ancak buna bir çözüm üretilmiyor. Bir başka örnek ise devlet alacaklarına dair uygulanan faiz. Ben bir din adamı değilim ancak faiz almak yerine devlet alacaklarına sabit bir ceza ödenmesi şeklinde uygulanacak bir yöntemle faizden uzaklaşılmış olacaktır. Herhangi bir ekonomik ve dini otorite sahibi değilim ancak sadece verdiğim bu iki örnek üzerinde ekonomik ve dini otorite sahiplerinin yapacağı kısa bir çalışma ile her iki örneğe de faizsiz bir yöntem çok rahatlıkla bulunabilir. Devletin ve ekonomi yönetiminin en kolayından başlaması daha doğru olur.

Bugün TCMB piyasanın beklemediği bir faiz indirimini duyurdu. Ne zamandır, konu hakkında bir şeyler yazmak isterken bu duyuru bu yazıma vesile oldu. Bu teklifimi kim okur, kim duyar bilemem ama bu tür konularda bir çalışma yapılması gerektiği çok açık. Tabii ki maksat faizsiz bir sisteme yönelmekse!



8 Aralık 2020

Koronadan ders alacak mıyız?

Korona hayatımızın adeta bir parçası oldu. Hastalığın ilk evresinde etrafımda rahatsızlandığını öğrendiğim sadece bir kişi olmuştu. O da çok şükür atlatmıştı. Oysa şimdi kimle görüşsem bir hastalık haberi veriyor. Ve etrafımdan ölüm haberleri de almaya başladım.

Şüphesiz taktir Yüce Allah'ındır. Kainatta bir yaprağın dahi hareketinden bihaber olmayan Allah elbette bu çaplı bir musibeti de hikmetinin bir tecellisi olarak bizlere gönderdi. Peki biz acaba o hikmet ne olabilir ki diye kafa yorup düşünüyor muyuz? Yoksa her şeyi güllük gülistanlık gibi yaşamaya devam mı ediyoruz?

Salgının ilk evresinden bu yana beni en çok sarsan görüntü hiç şüphesiz Kabe'nin durumu. Her defasında canlı yayını açıp seyrettiğimde en derinimden bir yerlerde yoğun bir sızı ve bazen de o sızıya eşlik eden bir göz yaşı damlacığı oluşuyor. Elbette neredeyse tüm İslam aleminde camilerin mahzun ve sessizliği de etkili bir tesir bırakıyor üzerimde. Ancak Kabe ve Mescid-i Nebevi hüznümü derinleştiriyor.

Salgını dramatize ederek "devletlerin, toplulukların ve bireylerin çeşitli insani değerlerden uzak davranışlarının neticesinde bu durumu yaşıyoruz" paylaşımları son zamanlarda arttı. Fakat bu tür musibetler karşısında örneğin deprem, sel gibi musibetlerde konunun ilahi bir ceza olduğu yönündeki düşüncelere anında tepki veren bir grup var. Salgın için de aynı tepkiyi verirler mi bilinmez ancak benim kanaatim bu musibetler gerçekten de inanan insanların ders almasına yönelik. Bu nedenle inanan insanlar her şartta yaşanan her hadiseden ders çıkarmakla mükellef olduğu gibi bu salgından da ders çıkarmak zorunda.


Acaba 14 asırdır her mevsimde tavaf edilmiş olan, günün her saatinde dolup boşalan Kabe'de tavafın halihazırda nispeten devam etmesine karşın neredeyse durma noktasına gelmesine bizim hangi davranışlarımız neden oldu? Camilerimiz neden mahzun, 3 aya yakın bir süre kapalı kaldılar ve halen neredeyse boş. En başta dini hizmetler verdiklerini düşünen onlarca cemaat yapılanmaları camileri boş bıraktıkları için kendilerini sorumlu hissedecekler mi? Neredeyse her cemaatin, her vakfın kendilerine ait ayrı mescitleri var. Bir kısmı camiye karşı olmasalar dahi namazlarını kendi özel alanlarında yine kendi özel cemaatleri ile eda ediyorlar. Oysa cami, adı üstünde cem olunan, toplanılan mekanlar. Müslümanların kaynaştığı, bir araya geldiği, saf saf dizildikleri yerler camiler.

Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılmasına milyonlarca Müslüman sevindi ama aynı Müslümanlar mahallelerine döndüklerinde camiye gittiler mi? Eğer mahalledeki camiye gidilmiyorsa Ayasofya'nın açılmasına sevinmek havanda su dövmek gibi bir şey oluyor aslında.

Ben bu yazdıklarımla camilere ilişkin yaşananların, hatalarımızın ve alınması gereken derslerin üzerinde durmaya çalıştım. Fakat kim bilir daha niceleri var. Allah tüm Müslümanları hatalarını görüp af ve mağfiret dileyenlerden ve dahi buna mazhar olanlardan eylesin.