15 Kasım 2006

Yeter Artık

Bu blogun takipçileri bilirler; yaklaşık bir yıldır blog yazıyorum ama mesleğimle ilgili çok fazla yazmam. Ancak son günlerde yaşadıklarım sabrımı zorlamaya başladı ve bazen bir noktada yeter artık dediğiniz oluyor; işte o noktadayım.

Mesleğim umumiyetle ihtilaflı konular üzerinde çalışmamızı gerektirdiği için çoğu zaman bir taraf durumunda oluyoruz. Dolayısıyla karşı tarafımız da oluyor. Hal böyle olunca birbirimizi tartma, birbirimizle tartışma ve birbirimizle atışmalar da yaşıyoruz.

Kutsal topraklarda iken otel lobisinde karşılaştığımız bir hacı amca mesleğimi sordu, ben de söyledim. Ardından bana şu tarihi soruyu sordu; “sizin burada ne işiniz var?” Gereken cevabı kutsal toprakların edebine uygun olmak kaydı ile aldı o hacı efendi. Bugün de ihtilaf halinde olduğumuz bir taraf bana umreye gittiğimi hatırlattı; “evet gittim” dedim. “Fakat değişmemişsin” dedi. Hukuki haksızlığını bir de buradan yaklaşarak yok etmeye kalkıştı. İstanbul da methedilmiş bir belde olduğundan kutsaldır deyip ona da kutsal topraklardaymışçasına edeple ama en uygun cevabını verdim. Birkaç gün önce de mail yolu ile birileri dürüstlüğümü sorguluyordu, kutsal topraklara gitmiş olmamı öne sürerek.

İşte bunların hepsi üst üste gelince dayanamadım. Buradan sesleniyorum; benim bu mesleğe girerken de, girdikten sonra da mesleğin yakasında bir leke olarak duran üç kağıtçılık ve yalancılık yaftası ile tek başıma da olsa mücadele etmek en büyük gayem olmuştur ve bu çerçevede de hiçbir zaman dürüstlüğümden taviz vermedim, vermem de. Benim 30 yıllık ömrü hayatımda arkama dönüp de şurada dürüstçe davranmadım dediğim bir noktam yok Allah’a şükür. Hadi diyelim ki dürüst değilim; bana bu çamuru atmadan önce dönüp kendinize bakın. Ben sizi itham etmiyorum; itham varsayım üzerine hareket etmektir, yani sizin yaptığınıza deniyor itham. Benim elimde senedim var, belgem var, bunu hatırlatıyorum size. Eğer senedime karşılık senet çıkartabiliyorsanız buyurun çıkartın. Arkamdan su-i zan edip günaha girmeyin. Yüzüme gelip bağırmayın, çağırmayın, kabadayılık yapmayın. Evet ben umreye gidince değişmedim, çünkü daha önce de gittim. Sizin öne sürdüğünüz anlamda değişmemi gerektirecek bir halim yoktu çok şükür. Hem o sizi ilgilendirmez. Siz karar veremezsiniz değişip değişmediğime. Enelerinizi, enaniyetlerinizi, ön yargılarınızı bir tarafa bırakın, öyle çıkın karşıma; varsayımlarınızla değil.

1 yıllık blog mazimin de en istemediğim türden yazısını yazdırdınız ya bana, tebrik ediyorum sizi.
Yorum Gönder