Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.
- 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100'er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin...
Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş;
- Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarfettim, kefene 80 bin koydum.
Papaz utana sıkıla mırıldanmış;
- Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.
Avukat gülümsemiş;
- Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.
Av. Ali Kahya'nın şahsi web günlüğü. Geziler, düşünceler, siyaset, hukuk, aklıma ne gelirse 2005'ten bu yana yazıyorum.
8 Nisan 2007
5 Nisan 2007
Nabi'den
Nabi, 1642 yılında Urfa’da doğar. Urfa’nın tanınmış ailelerindendir. İyi bir eğitim görmüştür. Arapça’yı ve Farsça’yı çok iyi bilir. Devrinde "Sultanü'ş-Şuara" diye anılmıştır.
Nabi ile ilgili, 1678 yılında hacca giderken yaşadığı rivayet edilen bir hadise vardır.
Şair, hacca gitmeye niyet eder ve bir kafile ile yola koyulur. O dönemde günlerce süren meşakkatli bir yolculukla ancak menzile ulaşılabiliyordu. Şairin de içinde bulunduğu kafile Medine’ye yakın bir yerde vakit geç olduğu için mola verir. Nabi, mübarek yerlere yaklaşmış olmanın heyecanı ile uyuyamamıştır. Gözleri etrafta gezinirken bir kişinin ayakları kıbleye karşı yattığını görür. Böyle durumlarda çok hassas olan şair, irticalen şu mısraları söyler.
"Sakın terk-i edebden kuy-ı mahbub-ı Huda’dır bu
Nazargah-ı Ilahi’dir makam-ı Mustafa’dır bu "
Terk-i edeb: Edebi terketmek
Kuy-ı mahbub-ı Huda:Allah’ın sevgilisinin beldesi
Nazargah : Bakılan yer
Bu beyti duyan kişi hemen toparlanır, ayağa kalkar. Davranışı kasti değildir ama çok utanır. Bir müddet sonra herkes toparlanır ve yola çıkarlar. Sabah ezanları okunurken Medine’ye yaklaşmışlardır. Fakat hayrete düşerler. Mescid-i Nebi’nin bütün minarelerinden müezzinler sala verir gibi şunları okumaktadır.
"Sakın terk-i edebden kuy-ı mahbub-ı Huda’dır bu
Nazargah-ı Ilahi’dir makam-ı Mustafa’dır bu "
Namazlar kılındıktan sonra kafilede bulunanlar büyük bir şaşkınlık içinde müezzine sorarlar. "Bu şiiri şair Nabi daha bu gece yolda iken söylemişti. Siz nereden biliyorsunuz?" Aldıkları cevap hem enteresan, hem de muhteşemdir. "Peygamber efendimiz (sav) bu gece rüyamızda bize bu beyti öğretti ve sabah ezandan önce okumamızı istedi."
Nabi ile ilgili, 1678 yılında hacca giderken yaşadığı rivayet edilen bir hadise vardır.
Şair, hacca gitmeye niyet eder ve bir kafile ile yola koyulur. O dönemde günlerce süren meşakkatli bir yolculukla ancak menzile ulaşılabiliyordu. Şairin de içinde bulunduğu kafile Medine’ye yakın bir yerde vakit geç olduğu için mola verir. Nabi, mübarek yerlere yaklaşmış olmanın heyecanı ile uyuyamamıştır. Gözleri etrafta gezinirken bir kişinin ayakları kıbleye karşı yattığını görür. Böyle durumlarda çok hassas olan şair, irticalen şu mısraları söyler.
"Sakın terk-i edebden kuy-ı mahbub-ı Huda’dır bu
Nazargah-ı Ilahi’dir makam-ı Mustafa’dır bu "
Terk-i edeb: Edebi terketmek
Kuy-ı mahbub-ı Huda:Allah’ın sevgilisinin beldesi
Nazargah : Bakılan yer
Bu beyti duyan kişi hemen toparlanır, ayağa kalkar. Davranışı kasti değildir ama çok utanır. Bir müddet sonra herkes toparlanır ve yola çıkarlar. Sabah ezanları okunurken Medine’ye yaklaşmışlardır. Fakat hayrete düşerler. Mescid-i Nebi’nin bütün minarelerinden müezzinler sala verir gibi şunları okumaktadır.
"Sakın terk-i edebden kuy-ı mahbub-ı Huda’dır bu
Nazargah-ı Ilahi’dir makam-ı Mustafa’dır bu "
Namazlar kılındıktan sonra kafilede bulunanlar büyük bir şaşkınlık içinde müezzine sorarlar. "Bu şiiri şair Nabi daha bu gece yolda iken söylemişti. Siz nereden biliyorsunuz?" Aldıkları cevap hem enteresan, hem de muhteşemdir. "Peygamber efendimiz (sav) bu gece rüyamızda bize bu beyti öğretti ve sabah ezandan önce okumamızı istedi."
3 Nisan 2007
Uluslararası Davranış Biçimi
Değişik ülkelerden gelmiş insanlar, aynı masada, birer bardak kola ısmarlarlar. Kolalar gelince bakarlar ki, her birinin bardağında bir kara sinek var;
İsveçli; aynı bardakta yeni kola getirilmesini ister.
İngiliz; yeni bardakta, yeni kola ister.
Finlandiyalı; sineği bardaktan alır ve kolayı içer.
Rus; kolayı sinekle içer.
Çinli; sineği yer, fakat kolayı içmez.
Yahudi; sineği yakalar ve Çinliye satar.
Yunanlı; kolanın üçte ikisini içer ve yeni kola ister.
Norveçli; sineği yakalar ve yem olarak kullanmak üzere balığa çıkar.
İrlandalı; sineği ezerek kolaya karıştırır ve İngiliz'e ikram eder.
İskoc; farkında olmadan kolayı sinekle içer, sinek boğazına takılınca, "Allah
kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!" der.
Amerikalı; lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder.
Peki Türkler ne yapardı acaba?
İsveçli; aynı bardakta yeni kola getirilmesini ister.İngiliz; yeni bardakta, yeni kola ister.
Finlandiyalı; sineği bardaktan alır ve kolayı içer.
Rus; kolayı sinekle içer.
Çinli; sineği yer, fakat kolayı içmez.
Yahudi; sineği yakalar ve Çinliye satar.
Yunanlı; kolanın üçte ikisini içer ve yeni kola ister.
Norveçli; sineği yakalar ve yem olarak kullanmak üzere balığa çıkar.
İrlandalı; sineği ezerek kolaya karıştırır ve İngiliz'e ikram eder.
İskoc; farkında olmadan kolayı sinekle içer, sinek boğazına takılınca, "Allah
kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!" der.
Amerikalı; lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder.
Peki Türkler ne yapardı acaba?
2 Nisan 2007
Terörist Arayanlara Duyurulur!
Muhterem Ümit Şimşek Hocamızın bir gruba gönderdiği mail vasıtası ile haberdar olduğum bir konuyu paylaşmak istedim.Soru şu; "Kasıtlı olarak sivillere yönelen bombalama ve diğer saldırılar mazur görülebilir mi?"
Kasim 2006'da Maryland Üniversitesince en kalabalık İslam ülkelerinde yürütülen bir anket, Endonezya halkindan yüzde 74, Pakistanlılardan yüzde 86, Bangladeşlilerden de yüzde 81 oraninda "Asla!" cevabini almis.
Aynı soruya "Asla" cevabını veren Amerikalıların oranı ise yüzde 46'da kalıyor! Daha da ötesi, Amerikan halkının yüzde 24'ü, "Bazan yahut coğu zaman bu saldırılar ve bombalamalar haklı görülebilir" düşüncesinde!
Haber, bir Amerikan gazetesi Christian Science Monitor'dan alınmış:
http://www.csmonitor.com/2007/0223/p09s01-coop.html
* * *
Bu arada geçtiğimiz ay ABD'de bir konferansta eski Norveç Başbakanını dinleyen bir tanıdık ondan aktardı; geçen yıla kadar İsveç müfredatında öğrencilere aynen şu cümle okutuluyormuş; "HER MÜSLÜMAN TERÖRİST DEĞİLDİR AMA HER TERÖRİST MÜSLÜMANDIR." Bu zihniyetle yetiştirilen ve gücü ellerinde bulunduran bir toplulukla karşı karşıyayız.
Yapmamız gereken çok şey var galiba.
1 Nisan 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

