21 Temmuz 2018

Mimliyorum

Blog dünyasında aralıklarla düzenlenen mimleme ya da sobeleme denen oyunu bu defa ben başlatayım dedim. Düşündüm taşındım, bu oyunun amacı ne olabilir diye? Heralde oyuna katılanları daha iyi tanımak, biraz da sanal alemde boğulmuş blogculara gerçek hayatın güzelliklerini hatırlatmak olabilir diye düşündüm.

Geçelim mim konularımıza;

Birçok kişide intikam duygusu yoğundur ama ben pek intikam alma heveslisi olmadım çok şükür. Fakat öyle hadiseler yaşıyoruzki intikam duygusu yaşamasam da içerliyorum. İşte en çok içerlediğim hadiselerden biri;

Evin en küçüğü olmak, istenmeyen basit şeylerin sana yaptırılması demektir. Mesela pazar sabahı evde kahvaltı için ekmek yoksa evin en küçüğü gönderilir ekmek almaya. Ben de bizim evin en küçüğüyüm. Henüz paralar arasındaki farkı bilmeyecek bir yaştaydım. Elime tutuşturulan para ne kadardı hatırlamıyorum ama her zaman ki ekmek aldığımız bakkala gittiğimde ekmek bulamamıştım. O sırada bakkala gelen biri "sen şimdi bulamazsın, ben sana getireyim" dedi. Güvendiğim ve bir kaç sene önce vefat ettiğini öğrendiğim rahmetli bakkal amca da her hangi bir uyarı yapmayınca parayı verdim ve beklemeye başladım. Ne kadar beklediğimi hatırlamıyorum ama eve ekmeksiz ve parasız döndüğümü hatırlıyorum. Benim o masum halimi kullanan o dolandırıcıya halen içerliyorum.

Hayatımın en komik anılarından biri;

Üniversitedeyim. İdare Hukuku dersinde Sait Güran'ı dinliyoruz ama adam dersin haricinde ne varsa anlatıyor. Tam da 28 şubat sürecinin üniversite ayağı hazırlanıyor. Hava da bahar havası olunca, amfinin de en arkasındaysanız ister istemez bir uyku basıyor. Beni gören hiç kimse yok ve ben uyuyorum, klasik öğrenci uykusu; kollarım sırada birleştirilmiş ve başım kollarımın üzerinde. Herkeste olur mu bilmiyorum, bu tür uykularda ya bir yerden düşüyor gibi olurum, ya bir şeyler üzerime düşüyor gibi olur, ya da buna benzer bir başka durum... Bu defa rüyamda dev ötesi bir böcek görüyorum ve güya ona vurmak üzere elimi bir güzel sallıyorum. Yandaki oturağın sırt kısmına öyle bir vurmuşum ki elim ağrıyor. Tabi hemen etrafıma bakıyorum, çok şükür arkasını dönüp bakan yok, hoca da tahtaya dönmüş bir şeyler karalıyor. Hoş, bin kişilik amfide en arkadaki öğrenciyi görebilmesi de zordur. Şimdi kimse görmemiştir diyerek teselli ediyorum ya kendimi, biri çıkar ben seni görmüştüm derse 12 yıllık tesellim de son bulur ama aklıma gelen en komik hallerimden biriydi işte bu, yazdım.

Üçüncü olarak da büyüklerimizle yaşadığımız en güzel hatıralardan biri. Ben babamla yaşadığım bir hatırayı anlatacağım;

Bir akşam üzeri babamla Vakıf Gureba Hastanesinin Çapa tarafındaki kapısından girdik Vatan Caddesine doğru yürüyoruz. Etraf sessiz ve sakin. Ben ne kadar korkuyorsam babam iki kat fazla korkuyor köpeklerden. Birden babamın bu hali geliyor aklıma. Arkamıza bakıyorum ve adımlarımı hızlandırırken "baba, köpek!" diye bağırıyorum. İnandırıcı olmak için birlikte 50 metre kadar koştuktan sonra babam hafiften arkasına bakabiliyor ve köpeğin olmadığını anlıyor. Gülerek devam ediyoruz yolumuza.

Şimdi sorularımız belli; 1 - İçerlediğimiz bir hadise (intikam almışsanız bunu da yazabilirsiniz), 2 - En komik anılarımızdan biri, 3 - Büyüklerimizden biriyle yaşadığımız güzel bir hatıra.

Sorularımız belli olduğuna göre mimlileri de sıralıyayım; tabii ki en başta beni en son bu oyuna davet eden Ryu'yu, son zamanlarda dikkatimi çeken blogculardan Ceylin'i ve Accen'i mimliyorum. Hadi kolay gelsin.

Düzeltme: Yazı eskilerden kalmadır. İlk yayın tarihi 2008 olsa gerek... Mimlediklerimin bir kısmı şimdi blog aleminde bile değil. Sadece hatıra niteliği taşıdığından güncelledim.

5 yorum:

Ceylin dedi ki...

Ali Bey sorularınız güzel fakat cevap seçmek biraz zaman alacak gibi kendi açımdan. Onca hadise, anı, ve hatıraların arasından birer tane seçmek epey zor :)

Ali Kahya dedi ki...

@ceylin; cevaplarınızı bekliyoruz.

emircan dedi ki...

Benim bir abim vardı.Küçükken annem,babam bir türlü bakkala vs. hiç gönderemezlerdi.Hatta birinde sırf mecbur kalsında gitsin diye,rahmetli nenem parayı pencereden aşağı atmıştı yinede gitmemişti:)(ne inatmış yaa:))tabi iş yine bana düşmüştü.
Sizin bu hatıranızı okuyunca ne hikmetse bende bu hatıramı hatırladım.İşin daha ilginç yönü ise benim babamda köpekten çok korkar.O kapıyı hiç açmayalım en iyisi.Şimdi yazmaya kalkarsam sizin yazınızdan daha uzun olur:)

Accen dedi ki...

Teşekkürler Ali Bey... Ceylin'in dediği gibi biraz zor olsa da, an itibariyle cevaplamış bulunmaktayım sorularınızı:)

Ali Kahya dedi ki...

@emrican; hocam siz de mimlenmişsiniz zaten, hatıralarınızı en kısa sürede okumak istiyoruz.

@accen; teşekkürler.