30 Temmuz 2010

Kırılma Anı

Son zamanlarda futbol maçlarına ilişkin yorumları izlerken "maçın kırılma anı" diye bir tabir kullanıldığını sıkça görmeye başladım.Türkiye'de de muhafazakar kesimle solcu-ulusalcı kesim arasında bir kırılma anı varsa o da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 27 Nisan e-muhtırasını sonuçtan sebebe varma teorisi ile değerlendirip söz konusu eylemin dönemin Başbakanı ve Genelkurmay Başkanı arasındaki işbirliğinin neticesi olduğunu söylemesidir bence.


Türkiye'nin modern tarihinde muhafazakarlar sürekli bir komplo teorisi üretme merkezi olarak görülmüştür. Her ezilme, itilme halinin arkasında ABD, İsrail, Mossad, derin devlet vs. gibi çeşitli faktörler olduğu düşüncesi dile getirildikçe bu düşünceler ne kadar düzeyli, mantıklı olursa olsun karşı kesimden muhafazakarların komplo teoricisi oldukları söylenir ve bu düşüncelerle dalga geçilirdi.Oysa ilk defa Kılıçdarıoğlu'nun yukarıda bahsi geçen teorisini dile getirmesi ile durum değişmiş ve solcu-ulusalcı kesimin en önde gelen kurumu CHP'nin lideri vasıtası ile komplo teorisyenliği muhafazakarların elinden alınmıştır. Ayrıca yine bu teoriye bağlı olarak mağdur ve mazlum edebiyatını bu kesim yapmaya başlamıştır.

Solcu-ulusalcı kesime şapkalarını önlerine alıp düşünmelerini tavsiye ediyorum.

29 Temmuz 2010

Ütopik Yaklaşım

Geçen cuma 102 kişi hakkında yakalama kararı çıktı. Ağzı olan konu ile ilgili olarak ilgisiz yorumlarda bulunuyor. Yok tebliğ yapılmadı, yok zaman kazanma amaçlı itiraz vs. gibi hukuki olmayan beyanlar, yorumlar vs...

Bu yorumların hepsi bir yana da; pazar günü başlayacak YAŞ toplantısı öncesi ister misiniz yürütmenin durdurulması kararının verilemeyeceği cumartesi günü bir adım atsın 8 yıldır ismi anılmayan malum bakan?

Tabi ki hayal ediyorum sadece...

28 Temmuz 2010

35. Madde

TSK İç Hizmet Kanunun 35. maddesi ile ilgili tartışmalara ben de bir tarafından dalayım diye düşünürken bugün okuduğum bir yazının fikirlerimle örtüştüğünü görmem üzerine yazının linkini paylaşmak istedim.

22 Temmuz 2010

Usandım

Dünyayı kendi haline bıraktım (!)

Ne hali varsa görsün.

Artık evden işe, işten eve giderken 92,5, 102,8 gibi frekansları dinlemek yerine 101,6'yı dinliyorum.

Dünyayı ben kurtaracak değilim ya, 12 Eylül'de giderim oyumu kullanırım, nağmeleri dinlemeye devam ederim.